VİYANA, MÜZİK KUTUSUNUN İÇİNDEKİ ŞEHİR- Schönbrunn Sarayı
Viyana’daki bir sonraki günümüzde rotamız şehrin en görkemli duraklarından birine, Schönbrunn Sarayı’na çevrildi.
Daha kapısından içeri adım atmadan, buranın zamanın ihtişamıyla şekillenen bir sahne olduğunu hissediyorsunuz.
Sarayın sarı tonları, gri Viyana göğünün altında oldukça buradayım diyen bir ihtişamda duruyor. Kalabalık olmasının aksine avluda insanı yavaşlatan bir atmosfer var. "Acele etme" der gibi.
Sarayın içi, görkemin sözlük anlamı gibi.
Yüksek tavanlar, detaylı süslemeler, duvarlara bezenmiş yüzyıllar… Her odanın bambaşka bir hikâyesi var.
Maria Theresia’nın izleri neredeyse her yerde. Hala sarayın içinde dolaşıyor adeta, Burada güç belli ki estetikle de kurulmuş. Ve Theresia' nın müdahalesinde inşaa olmuş.
Bir an bir odada durup şunu düşünüyorsunuz:
Bu saraycan geçen insanlar, aldıkları kararların yüzyıllar sonra bile konuşulacağını biliyorlar mıydı?
Schönbrunn’un bahçeleri en az sarayın kendisi kadar etkileyici. Simetri, düzen ve doğayla kurulan kontrollü bir ilişkiyi sergiliyor.
Yürürken insan hem ferahlıyor hem de bu düzenin ardındaki gücü hissediyor. Gloriette Tepesi’ne doğru yürüdükçe manzara açılıyor, saray bütün şaşaasıyla geride kalıyor.
Burada zaman küçük küçük adımlarla yürüyor. Banklarda oturan insanlar, fotoğraf çeken turistler, sessizce etrafı izleyenler… Herkes aynı ritmde.
Yorucu ama görülesi bir Saray gezisinin ardından Schönbrunn Sarayı Viyana’nın sokaklardan ibaret olmadığını bize ve tüm misafirlerine ispatladı.
Şehir sahiden de geçmişi bugünün içine ustalıkla yerleştirmiş. Günün sonunda hem şaşkın hem de bir tarihe tanıklık etmenin haklı gururuna bürünüyor insan.
Viyana’da üçüncü günümüz, tam olarak böyle geçti.















Yorumlar
Yorum Gönder